Hayvanlara uygulanan şiddet ve soykırım gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

Tür ayrımı yapmaksızın devam eden bu korkunç uygulamalar, toplumun davranış biçimi, doğaya en büyük zararı veriyor. Belediyelerin var olan 5199 sayılı kanunu uygulamayıp birde cezasız kalması sanki bu olmaması gereken herşeyi tasdik eder nitelikte.

Canlı hayvan ticareti devam etmekle kalmayıp hayvansal ürünlerin dünyaca kabul edilip anlatılan zararları ülkemizde görmezden gelinmektedir. Gözardı edilmesi, gerçeklerin saklanması hiçbir şey kazandırmayacağı gibi bu ürünlerin devamlı tüketilmesi kalıcı ve ölümcül hastalıklara sebep vermektedir. İç hastalıkları uzmanı profesör olmuş kişinin maddi çıkar ve sansasyonel etki sağlaması için gerçeklerden uzak demeçler vermesi abesle iştigalden başka bir şey değildir.

Hayvan özgürlüğünü savunan bizler doğal olarak insan özgürlüğü içinde çabalıyoruz. Sorunumuz aynı, sömürü. İnsan, hayvan ve ağaç. Hepsi sömürünün bir parçası olduğunda özgürleştirilmesi gerekli.. Yaşam haktır ve korunmalıdır.

Yaşam haktır! 11-Kasım’da tüm Türkiye’de bir basın açıklaması dizisi eş zamanlı yayınlandı..
Bilmelisiniz ki bu iyileştirilmesi beklenen 5199 sayılı kanunun içinde varolan değişmez 6. Maddenin değiştirilmek istenip zorla dayattırılması ile ilgilidir..Beklenen değişim olumlu bir yönde gelişmemiş tam ters bir şekilde açıklamalar gizliliğe bürünmüştür.Tek bir açıklama gelmemekle beraber kanunsuz toplamalar, toplu zehirleme vakaları hızla devam etmektedir. Soruyorum bir ülkede hukuk böylesine engellenip ayaklar altına alınırsa nasıl düzenden ve yaşam hakkından bahsedebiliriz?

25-Kasım’da Büyük İstanbul eyleminde hep birlikte Kadıköy’deyiz.. Yaşam hakkını bir kez daha savunacağız..Tıpkı adalardaki atlar için mezbahalarda erken saatlerde canı hiçe sayılıp katledilen hayvanlar için olduğu gibi.. Asla fark yok hepsi can ve hepsi yaşamak için savunulmaya ve bu doğal haklarının korunmasına ihtiyaçları var.. Ankara Gölbaşında olan durum tüm vahimliği ile devam ediyor.. Barınaktaki köpeklerin havlama sesleri yerini kocaman bir sesisizliğe bırakmış..Diğer belediyeler hızla hayvanları toplayıp aleni bir şekilde bilinmeze götürüyor..
Seyrediyoruz, masum canlar bir bir ölüme atılıyor.. Halk arasındaki şiddet çocuklara kadar inmiş vaziyette.. Ciddi ruhsal problemi olan çocuklar sokakta, içlerindeki isyan ve kızgınlığı, sokak hayvanlarına yaptıkları vahşetle gösteriyorlar. Bu önemli konunun irdelenmesi gerekirken bu çocuklar serbestçe vahşete devam ediyor ve toplum hızlı bir şekilde çürüyor.Tedavi edilip rehabilite olması gereken bu konular sosyal hi̇zmetleri̇ yakından ilgilendirmekte ve aileyi baz alan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaşanılan bu gerçeklere sessiz kalmaması gerekmektedir. Toplumun temeli olan çocuklar böylesine bir bozulma içindeyse ve bu yaygınlaşmaya başlamışsa nereye gittiğimizi sorgulamak zorundasınız..

Görüyorsunuz hayvana şiddetin ve davranışın altında ne kadar önemli konular yatıyor.. Görmezden gelmeyin ve hayvanları özgürleştirin!! Yaşamak onlarında hakkı unutmayın.. Çürümüşlüğe engel olmak ve dur demek için, 25- Kasım’da sizde özgürlük için bağırın….

Önceki

Yazar Nermin Bezmen Sabah'a konuştu: Güçlü Türkiye idealinde buluşmazsak parçalanırız

Sonraki

''Kocama ders vermek için bebeğimi öldürdüm''