İçinde yaşadığımız toplum son yıllarda birçok şiddet türünü içinde barındırır bir hale geldi.

Her toplumda şiddet vardır. En ilkel dönemde dahi. Önemli olan toplumun genelini ele geçirmiş olmaması. Sosyal medyanın etkisiyle de haberlerin yayılması bir açıdan iyi olsa da diğer açıdan şiddet yanlılarının borazanı haline gelen bir enstruman olmaktanda geri kalmamıştır.

Önceleri bu şiddet baskısını üzerimizde çok fazla hissetmiyorduk çünkü bu derece dikkatimizi çeker boyutta değildi.

Zaman geçip hayat şartları zorlaştığından bireylerde oluşan agresif tavırlar, ikili ilişkilerdeki olumsuzluklar, eğitimsizlik, hukuki yasaların uygulamasındaki yetersizlik şiddetin boyutunu arttırmıştır.

Öfke insanların içinde varolan bir duygu, bir dışavurum tarzıdır. Eskilerin değimiyle öfke baldan tatlı da olsa desteklenmemesi gereken bir olgudur. Çeşitli şekillerde cesaretlenmesi ve gelişebilecek bir ortam bulması toplumu kaosa savaşa ve yok oluşa götürür.

Peki nasıl bu hale geldik?
Kadın cinayetleri, çocuk istismarı ve cinayetleri sokak hayvanlarına karşı işlenen suçlar, doğaya karşı işlenen suçlar ve diğerleri…
Bireysel silahlanma, şiddetten beslenen diziler
eğitimsizlik, hukuki yaptırımlarda ki eksiklik, uygulamada ki yanlışlıklar ve eksiklikler.
Akla gelen daha birçok neden, sonuç.
Tüm bunların yanında yaşamaya çalışan insanlar, çocuklar, hayvanlar ve doğa.
Hepimizi korumak ve güvenliğimizi sağlamakla yükümlü kolluk güçleri, hukuk ve devletin yönetim birimleri.
Ne kadar başarılılar bizi korumakta? Kocasından tehdit alan bir kadını, ailesine düşman birisinden çocuğu, sokakta yarı aç yarı tok, hastalıklarla savaşan hayvanı, rant uğruna yakılan ormanı,kirletilen denizi, nehiri, gölü.
İyilik için çabalayan, yaşatan, koruyan insanlara inat, silah satışlarının kontrol edilmemesi, hukuğun yetersizliği, bilinçsiz yönetim, mantıksız kurallar, amacından şaşan uygulamalar…

Toplumsal kaosu tetikleyen tüm bu unsurlar artık yaydan çıkan ok misali son hızla ilerliyor, vardığı nokta ise sadece bizler için değil, herkes için kocaman bir sonu getiriyor.

Resmî kurumların yasaları uygulamaması, bu tespit edildiğinde karşılığı bir yasanın olmaması, diğer unsurlar, yarınımızı tehdit eder boyuta geldiğinde geri dönüş imkansızlaşacak.
Doğada kendi intikamını kendisi alacak, karşı koyulamayacak iklim olaylarıyla sınandığımızda gerçekleri daha net göreceğiz.

Zararın neresinden dönülse kardır diyerek toplansak, dürüstçe doğruları yapsak, doğayı, hayvanları korusak, uygulamada hata yapmasak, suçu teşvik etmesek, içimizdeki çürükleri ayrım gözetmeden ayırmayı bilsek, tarafsız yargılasak, kanunla korusak, yeni kanunlarla doğayı savunsak, yarına umutla baksak…
Soruyorum, çok şey mi istiyorum?
Yoksa yarın çok ama çok geç olacak!!!

Önceki

Tokat'ta kaybolan Evrim'in anne ve babası tutuklandı

Sonraki

Kayıp Evrim'in babası: Öldü, babamın mezarına gömdüm