Günlerden beri yine birçok vakayı hep birlikte yaşamaya başladık.Farkındaysanız şiddetle iç içe bir yaşam sürüyoruz..
Toplumun genelin de değişik şekillerde kendini gösteren bu durum gitgide artıyor ve dayanma sınırlarını zorluyor..
İçimizden çıkan bu psikopat kişilikler çevrelerine ciddi zarar veriyorlar.. İnsan, hayvan, ağaç tanımıyor, ne olursa..Burada önemli olan aklı başında kesimin buna ne derece dayanacağıdır. Nasıl oluyor da insanların oluşturduğu bir topluluk, bu olan durumlara sessiz kalır? Duyarsızca davranır?
İnsan düşünme yetisine sahip, doğruyu, iyiyi, kötüyü ayırt edebilen bir varlık değil midir?
Öyle ise bu trajedi neden her gün farklı çeşitlilik göstererek, artarak devam ediyor?

Devlet neden seyrediyor? Bir ülkede kanunlar eğer adaleti sağlamıyorsa o ülkede düzenden söz edilemez..
Farklı konular hep öncelikli, yaşam hakkı birşey ifade etmeyen bir kavrammış gibi gözardı ediliyor, dikkate bile alınmıyor..
Fayton, canlı hayvan ticareti, sağlığı tehdit eden hayvansal besinler, petshoplar, merdiven altı üretim, sokak hayvanlarının durumu, çeşitli sebeplerle yok edilen doğa..Tüm saydığımız bu konular bu ülkede asla yaşanmıyormuş veya hiç yokmuşçasına davranılıyor oysa ki konunun
gerçekliği ve önemi asla tartışılmaz.

Son zamanlarda özellikle seçim ortamında sözü edilmeye başlanan” Millet Parkları “ projeleri doğayı tehdit eder bir hal aldı.. Kaş yapayım derken göz çıkarmak değimi sanırım bu projeler için tam bir karşılık..
Ankara Gölbaşı’nda yapılması planlanan millet parkı tamamen bir doğa ve hayvan katliamına dönmek üzere.
Kısaca açıklayalım; Bu sözü edilen bölge oldukça geniş bir alanı kapsıyor. 700 hektarlık bu arazi içinde kocaman bir sokak hayvanları barınağı, sazlıklardan oluşan bir ekosistem ve göçmen kuşların göç yolları var..
Sazlıklardan oluşan ekosistemin içinde soyu tükenmek üzere olan üç ördek türü yaşamakta
Ayrıca bahsettiğimiz barınakta 4000 kadar köpek ve 100 kadar da kedinin yaşadığı biliniyor.Bu 4000 köpek içinde gerçekten yaşlı
yardıma muhtaç olan ve yıllarını burada geçiren köpekler var.. Peki bu park yapılırsa ki
yapılması için tasviyeler başlamış ve çevrede bulunan işletmelere boşaltma emri çoktan gitmiş durumda. Bu barınakta yaşayan köpekler ve kediler, sazlıkta yaşayan kırmızı kodla korunan üç kuş türü ve göç yolunun varlığı ne olacak??
Sorunun cevabını yetkililere sorduğunuz da böyle bir şey olmadığı ve barınağın oradan taşınmayacağı karşılığını alıyorsunuz.. O halde boşaltma emri alan işletmeler, barınak gönüllüleri hayal mi görüyor??
Barınaktaki köpekler 100-200 guruplar halinde geceleri biryerlere götürülüyor ve bu götürülen
yer neresi kimse bilmiyor.. Köpekler nereye götürülüyor? Barınak gönüllüleri boş kafesleri sosyal medya üzerinden yayınladılar fakat alınan cevaplar her zaman ki gibi anlamsız..

Gelelim bu işin yasal boyutuna.. Türkiye’nin taraf olduğu ve imza attığı uluslararası tam 19 tane anlaşma var ve bu yapılması düşünülen proje bu anlaşmalara tamamen aykırı..
Bu anlaşmaların neler olduğunu Orman ve su İşleri bakanlığının resmî sitesinden öğrenebilirsiniz..
Ayrıca değinmeden geçemeyeceğim diğer bir hususta, 2011 yılında Ankara’da, TC. Avrupa Birliği Bakanlığının oluşturduğu”Hayvan Hakları, Hayvanların Korunması ve Refahı”konu
sunda hazırlanan ve yine Türkiye’nin imza attığı sözleşme..Bu sözleşmede yer alan unsurlar içinde sokak hayvanları olduğu gibi
Diğer hayvan türlerini de içine alan maddeler
var.
Görülüyor ki sırf bu sözleşmelerle bile bir yerlere varılırken uygulanmamasıdan dolayı hep geri kalındığı, asla ilerleme sağlanamadığı
açıktır..
Soru sorması gereken otorite hukuk ve cevaplanması gereken soruların yanıtları hukuki getirilerdedir..
Göz ardı edildiği sürece bizler ve bu doğa devamlı zarara uğrayacak günü geldiğinde acı cevaplarla karşılaşan yok edici insan türü olacak.
Millet Parklarına değil, milli servetimiz doğaya ve onun ayrılmaz parçası tüm hayvanlara yatırımlar yapılmalıdır..
Umuyorum ki bu yok etme eyleminden geri dönülür ve gereken gerektiği şekilde yapılır.

 

Önceki

KESK'te ne oluyor?

Sonraki

Yazar Nurcan Baysal hakim karşısına çıktı