Bugünkü yazımıza başlamadan önce hayvan koruma yasası ile ilgili verilen sözün üzerinden kaç gün geçtiğini hatırlatmak isterim. Tam 38 gün. Yasa çıkana kadar bu süreyi yayınlamaya devam edeceğim.

Tarihe baktığımızda ilk hukuk hükümlerini Roma hukukunda görmekteyiz. Hayvanları içine alan ilk hükümlerde yine Roma hukuğunda gözümüze çarpmakta. Hayvan haklarının bu kadar eskiye dayanıp şimdilerde bu derece yok sayılması ilginç bir ironi değil midir? Kesinlikle. O dönemlerde mal olmadığı, canlı bir varlık olduğu göz önüne alınmıştır. Şimdiye baktığımızda inanılmaz bir yaşamı, canlıyı hiçe sayış görmekteyiz. Öyle ise insanlar aşama kaydedeceği yerde gittikçe geri mi gidiyor?
Bu soruyada evet yanıtını veriyoruz.Bilim ilerledikçe her nedense bakış açıları bir o kadar dar bir o kadar sömürüye yatkın bir hal almıştır. Sömürü derken aklımıza gelen nedir? Bir şeyi en son noktasına kadar kullanmak, maksimum fayda sağlamak, bir nevi yok etmek. İşte şu an yaşadığımız dünya bu sömürü anlayışı yüzünden yok olma yoluna doğru hızla ilerliyor. Nedense insanlar bilinçlendikçe sömürüye daha çok alışıyor, bunu her alana taşıyor ve bu yok etme ile eş zamanlı yok oluş hızlanıyor.
Hayvanlarda bundan nasibini en üst sınırda alıyor. Her şeyin bilimsel bir çözümü, açıklaması olduğu halde alışkanlıklar daha cazip geldiği için
Sömürü devam ediyor.
Ülkemize baktığımızda birçok örnekle karşılaşıyoruz. Fayton, yük taşımacılığı, endüstriyel hayvancılık, kişisel hayvanat bahçeleri, kurumsal hayvan sergileri, petshoplar ilk akla gelenler.
Daha derin incelediğimizde vicdan sınırlarını zorlayan maddeler karşımıza çıkıyor. Deneylerde kullanılan hayvanlar, tüyleri için devlet eli ile yetiştirilenler, spor adı altında yapılan avcılık.
Lüks tüketim ürünü kürk ve onu destekleyen moda sektörü, kozmetik ürünler. Hunharca sömürdüğümüz doğaya birde bu sömürü odakları eklendiğinde sanırım ne şekilde bir yanlışın içinde olduğumuzu daha net görebilirsiniz.
Bilim insanları yaptıkları araştırmalarda bu sömürünün süregelmesinin gerekli olmadığını son dönemlerde sıkça dile getirmeye başladılar. Bunun nedeni hayvansal ürünlerin elde edilmesin
de bu hayvanların doğaya bıraktıkları karbon salınımının fazlalığı.Bu ciddi bir kirliliğe neden olmakta. Ardından hayvansal ürünlerin üretim koşulları açısından sağlıksızlığı dikkat çekici.

Hepsi birlikte kocaman bir sömürünün bize bıraktığı enkazı gösteriyor. Böyle olmasına rağmen biz insanlar alışkanlıklarından yanlış dahi olsa vazgeçmiyor, sömürmeye, yemeye ve bildiğini okumaya devam ediyoruz.

Sömürüden uzak bir yaşam hayal değil. Doğru olanda bu. Hayvan özgürlüğü, bizim bu yanlışlardan kendimizi arındırmamızla yakından ilgili. Özgürlük gerçekten her tür için vazgeçilmez bir olgu bir yaşam biçimi. Buradan yola çıkarak her canlının özgürce bunu devam ettirmeye de hakkı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bilerek ve isteyerek yanlışa devam etmek doğru bir davranış biçimi değildir. Hep söylendiği gibi iki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Sonuçta zarar gören bizler, doğa ve gelecektir. Gelecek için sömürüden vazgeçmek, her alanda özgürlükleri benimsemek en doğru seçim olacaktır.

Önceki

‘Asker uğurlama eğlencesi’nde sağlık memurunu vurdular

Sonraki

Melih Gökçek isyan etti