Geçen hafta başlattığımız süre belirleme işlemine devam ediyoruz. Hayvan koruma yasası ile ilgili verilen sözün üzerinden bugün itibariyle 47 gün geçti.

Bu geçen 47 gün içerisinde haberimiz olan kaç şiddet vakası ile karşılaştık? Kaç canın hayatı
yaşam hakkı elinden alındı? Birçok vaka oldu dediğinizi duyar gibiyim. Sonu da gelmeyecek, bu durum bu şekilde artarak ve boyut değiştirerek devam edecek.

Hayvanları özgürleştirmek neden bu kadar zor? Yaşamalarına izin vermek, yaşam haklarını
korumak neden bu kadar problem oluyor?
Yazılarıma başladığımdan beri hep soruyorum, kendime ve sizlere. Bu derece sorular yaşantımız içinde bizleri köşeye sıkıştırıyor ise ve biz bu sorulara cevap verirken zorlanıyorsak ciddi bir terslik var demektir.

Endüstriyel gelişimle birlikte artık birçok şey fabrikasyon olarak üretilmekte. İpek, yün, deri
gibi hayvansal ürünlerin artık birebir taklitleri yapılıyor, üstelik çok çeşitli. Ama biz insanlar yine de bu alışkanlıklardan vazgeçmiyoruz, öldürüyoruz.
Mecbur değiliz ama bunu yapıyoruz. Üretilmiş yapay çok şık kürkler olmasına rağmen hala hayvanları katlediyoruz. Öldürürken üstelik işkence de yapıyoruz.

İnsanlığın kendisini terbiye etmesi, eğitmesi gerekli. Doğa bu yıkıma daha fazla katlanmayacak ve
bizler hak etmesekte üzerimize düşeni yaşayacağız.
Yanlış olan her şeyin doğrusunu iletmeye, yanlıştan dönülmesine çalışıyoruz ama görüyoruz ki pek de başarılı olamıyoruz. Yanlış alışkanlıklar, öğretiler karşımıza dikiliyor. Gelenek, görenekler, algıdaki yanılmalarla birlikte, doğruların arasında bir o yana bir bu yana savruluyoruz.

Kanunlar var uygulanmıyor, para ve rant için doğa yok ediliyor ve buna da karşı çıkan kimse yok.  Gün geçtikçe ise vahşetin boyutu daha da artıyor. Yasa çıkmıyor, hayvan cinayeti ya da darbı yapan kişiler de komik cezalarla salıveriliyor. Bizlerle iç içe yaşıyorlar.
Çevremiz duyarsız ve vurdumduymaz insanlarla o derece dolmuş ki günü kurtarmaya çalışan bu tiplerle nasıl ilerleme sağlanacak gerçekten bimiyorum. Bananecilik, sorgulamamak hatta bile bile yanlışa devam etmek.
Tüm bu olumsuzluklara karşı yaşamı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Doğruları görmesini sağlamaya çalıştığımız insanlar çok geç olduğunda farkına varacaklar ama geri dönüş maalesef ki olmayacak. Burada daha umutlu daha yapıcı konuşmak istiyorum aslında çünkü başarmanın yarısı inanmaktan geçer. Ama gelin görün ki hayatın bize yaşattığı gerçekler ümidimi kırıyor.
Toplumun geneline yayılmış durumlardan yol bulup çıkmak, bilinçlendirmek için savaşa devam diyoruz ve ekliyoruz; Yok etmek çok kolay, var olanı koruyalım. Doğa tüm cömertliğiyle besliyor bizi ona yaptığımız hainlikleri artık bir yana bırakmanın zamanı gelmedi mi?
Düşünerek, bilerek hareket edelim ve lütfen vicdanlı olalım.
Herşey bir insanın inanmasıyla başlar…

Önceki

‘’Muhalifler Kılıçdaroğlu'na karşı ‘Adalet Yürüyüşü' yapmayı tartışıyor’’

Sonraki

İntizar: Hakim, savcı, yargıç oldunuz. Cennet, cehennem oldunuz. Dut oldunuz, put oldunuz. İnsan olamadınız