Bir çocuk var…
Yarın babasına bakacak olan bir çocuk.
Şimdilerde annesi ona bakıyor.
Ama onun babası annesine yaptığı kötülüklerle birlikte çocuğuna iyi bakmak istiyormuş.
Çocuk da birgün babasına bakacak.
8-9 yaşından sonra babasına daha çok bakacak çocuk . Öyle oluyor; detaylarını bana değil psikologlara, çocuk gelişim uzmanlarına sorarsınız ben sadece bir baba olarak içgüdülerimle konuşuyorum.
Denir ki; bir kadın içine tohum düştüğü anda anne, baba ise çocuk ona baba dediğinde baba olur.
Ya çocuk birgün baba demezse?
Sanat, kendi karakterini oluşturan çocuklar gibi ilk aşamada kopyalayarak başlıyor. Sonra kendisi, yani sanat oluyor. Ama birgün mutlaka kendisi olması gerekiyor. Kopyalamak sadece bilincini oluştururken masumdur.
Bir çocuk var…
Birgün babasına bakacak…
Bir aşamada babasını da kopyalayacak.
Bugün o küçük çocuğun babası, ona bakmak için eski eşinin, annesinin odasına gizli gizli bakıyor.
Şimdilerde genç bir kadın mini etek giydiği için otobüsü karakola çektiren babalar ve bu duruma hiç ses etmeyen çocuklar görüyorum. İçinden çıktığından nefret eden ve şimdi içinden kötülük çıkaranlar görüyorum. Kötülüklere ses edenlerse bir başkasına değil kendisine bakmayı da bilenler…
Anneleri kutsayanlar ülkesinde kimi babalar, annelere her türlü aşağılamayı, kötülüğü yaparken pis sırıtışlarla sevinenler görüyorum.
Kutsanmasa annelik, normalleştirilse olmaz mı diyemediğimiz ülke burası. Kutsananlara ne yapıldığına bakarak bunu sen de söyleyebilir, görebilirsin.
Kutsamak, yaptığın kötülükleri gizlemek için yol olur mu?
Aşkın yakıldığı, aşık olduğuyla beraber olamayan gençlerin kendilerini uçurumlara bıraktığı ülkelerden birinde yaşıyorum.
Aşkı için dahi mücadele etmemiş ama mücadele edenlerden nefret edenlerin ülkesinde yaşıyorum.
Mutluluğunu diğerinin mutsuzluğunda arayanlar görüyorum.
”Sen de mutsuz olduğuna göre ben artık mutlu olabilirim’’ ülkesinde yaşıyorum.
”Sen de mutsuz ol ki ben de mutsuzluğumla yalnız kalmayayım’’lar ülkesinde yaşıyorum.
Kendini değil, karşısındakini zorlayanlar ülkesi burası.
Kendine bakamadığı için bir diğerine bakanlar ülkesi burası.
”Bensiz nasıl mutlu olursun, yaşamını nasıl sürdürürsün!” diye boşanmış erkeklerin eski eşlerini öldürdüğü yerler burası.
Eski bir koca eski eşinin evine gizlice kamera koyarken, gözümüzün önünde kötülükler de kocuyor…BBG evi mi onun evi yoksa? BBG’dekiler kameranın olduğunu bilir de bilmezmiş gibi yapardı. Gerçekten bilmediğinizde yani bir başına kaldığınızda ne yapar çoğu kışkırtılmış erkek? Kliplerde poz vermediği anlarda, yani başkası ona değil de, kendisi kendine bakarken ne yapar çoğu erkek? Ya da kendine bakar mı hiç?
Ne büyük maliyettir kendine bakmak…
Borçla harçla çekebileceğin bir klip değildir o…
Bir tek ama bir tek çocuklar, kapının ününde de arkasında da aynı saflıktadır.
Bir çocuk var, yarın babasına bakacak olan…
Bir çocuk var, babası kendisine bakamadığı halde, bakılmak istenen.
Sevdiğim kadınla beraber olmak için ne çok mücedele ettim. Bedeli 6 ay boyunca odamdan çıkamamak, perdelerimi açamamaktı. Bedeli tüm eş dostumu kaybetmekti.
Şimdi mutluyum. Sakin bir mutluluk bu. Mutluluğun dayatmasından kaçınan bir mutluluk. Ki sizde çok iyi biliyorsunuz mutluluk bir zorlamadır çoğu zaman. Ama yine iyi bilirsiniz ki, mutsuzların dayatmasıdır mutluluk.
Ulaşamadığı her şeyi bizatihi insan yükseğe koyuyor. Ve neden sonra ulaşamadığı için de mutsuz oluyor.
Yalnızım, garibanım, kimseye kötülük etmedim demişsin İntizar…
İnsanlar beni korusun demişsin.
Gözyaşın gözümden damladı da demiştin İntizar…
Yazdıklarımız günlük yaşamımıza söz olsun. Seni ne insanlar ne de doğa yalnız bırakmayacak İntizar.
Sığ dünyanın derin insanı İntizar…
Önceki

Irak'ta protestolar yayıldı: Ölü ve yaralılar var

Sonraki

Volkan Kesanbilici serbest bırakıldı