21 Mart 1995’de 21 yaşımı bitirip 22 den gün almaya baslayacağım akşam hayatımıza 800’den hafta almak tabirinin gireceğini hayal bile edemezdim.

Doğum günü hediyelerim masada öylece beklerken, 21 doğum günümün sadece 3 ya da 5’inde olmayan Hasan abimin o gece gelememesiyle başladı 800’den hafta almak kavramı.

 

Sosyal demokrat bir babanın, devrimci abilerin kardeşiydim. Gözaltında kayıp ne demek biliyordum. Gecenin geç saatinde hediye paketlerini acarken benim, bizim başımıza gelecegini hiç düşünmedim. Ertesi gün Hasan abim ile ilgili hiçbir şey duymamak garipti. Öbür gün artık gariplikten ziyade anormaldi. Hastaneler, karakollar ve nihayetinde üçüncü günün sonunda savcılıktan aldığımız gözatına alınmamıştır ibaresi ile ne ile karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık. Geçirdiğimiz 23 yıl boyunca çok zor anlar oldu. Bu anların başlangıcı idi üçüncü günün sonunda annemizi ve babamızı karşımıza alıp Hasan’ı bulamıyoruz demek. Bir taraftan tanıklar ve yasal islemler ile uğraşarak diğer yandan bunu hukuki süreçle çözemeyeceğimizi bilip kampanya örgütlemeye çalışıyorduk.

Toplumun bir çok kesiminden önemli destekler almaya başlamıştık. Ana akım medyadaydık…
Uluslararası çok önemli medya kuruluşlarına, Avrupa Parlementosu’na bile ulaşmıştı sesimiz. ‘’Hasan’ı sağ aldınız, sağ istiyoruz’’ kampanyası yürütüyorduk. Usul usul adli tıpta kimliksiz cesetleri yokluyorduk. Çünkü öbür yanimiz aslında ne ile karşılacağımızı fısıldıyordu. İkinci zor anım ise annemin ankara da tutuklanması mı, yoksa cezaevinden çıktığında artık başka sonuçlara hazırlıklı olmalıyız konuşması mıydı? Tam olarak bilemiyorum şimdi. Ama en zoru iki gün boyunca Hasan’ın cesedinin fotoğrafıyla o mu diye koşturmak ve akşam eve gittiğimde annemin gözlerinin içine bakmaktı.

 

 

Hasan’ın cansız bedenini 58 gün sonra kimsesizler mezarlığında bulmuş olsak da o mezarsız değildi. Adliye saraylarında bekleyen dosyası ise cezasız.

Bugün ne mi zor? mezarsız ve cezasız resimlere bakmak.

27 Mayıs 1995 de ilk bir avuç insan oturduğumuzda  800’üncü haftayı hiç kurgulamadık. Kimse kaybolmasın, kayıplar bulunsun, failler yargılandı gibi hiçbir faninin rededemeyeceği taleplerin hala karşılık bulamaması anlaşılır gibi değil. Ama gelen geçen iktidarların ve mevcut iktidarın da göremediği şey bu talepler için gösterilen kararlılık, ısrar ve sabır.

Neden mi sabır? Biz kayıplarımızın bulunmasının ve faillerinin gerçek yargı sürecinin ancak demokrasi ile, hukuk devleti ile mümkün olacağını biliyoruz. O yüzden temel hak ve özgürlükler mücadelemizde ısrar ediyoruz.

Adaletsizliği kanıksamak, adaletsizliği üretmenin suç ortaklığıdır.  Bu sebeple sloganımız kanıksama! Susma

Umuyoruz ki bu çağrımız karşılık bulacaktır. Biz topraklarımızın aydınlık yüzlerini arıyoruz. Hep birlikte bu karanlığa mum yakalım. Dünyanın neresinde olursak olalım adalet ve hakikat icin Galatasaray’a ses verelim !


Aysel Ocak kimdir
Hasan Ocak 30 yaşında gözaltına alındı. Ailesi oğullarını bir daha görmedi, devlet “bizde yok” dedi. 58 gün sonra 15 Mayıs 1995’te Kimsesizler Mezarlığında gömülü olduğu öğrenildi. Aysel Ocak da gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kız kardeşi.

Önceki

Muharrem İnce İstanbul için aday olacak mı?

Sonraki

''Erdoğan bugün dünyaya sürpriz bir mesaj verecek''