İçinde bulunduğumuz toplumun hızla şiddetin derinlerine doğru ilerlediği şu günlerde gelecek günlerden bahsetmek belkide artık anlamsızca ve boş ifadelerin gerçekliğini gözler önüne seriyor. Toplum yapısı olarak karışık bir görüntü içinde olmamız durumun şiddet açısından çeşitliliğini ortaya koymaktadır.
Devletin üst kademelerinde görev yapanlardan başlayıp sokakta oynayan çocukları da içine alan bir sıralamadan bahsetmek istiyorum. Baz aldığımız konu hayvan hakları.Konunun ciddiyeti gerçekten korku ve endişe yaratıyor. Şiddet neden bu derece arttı? Bu sorunun cevabını düşünüyor muyuz? Ya da
sorguluyor muyuz? Neden? Diyor muyuz?

Milletvekili olan bir kişi, kanunen yasak varken ve vurduğu geyik koruma altındayken neden 12 bin TL vererek gidip o geyiği öldürür? Sonra da orman koruma memuruyla poz verir? Neden yapılması ciddi potansiyel bir tehlike olan nükleer santral için 650 bin ağaç kesilir? Neden sokakta oynayan çocukların çoğu küçük birer canavar gibi davranıp hayvanlara işkence yapar? Neden yasadaki eksiklikler konuşulsun dedikçe yeni çıkarılmak istenen yasada ciddi şiddeti destekleyen maddeler oluşturulmak istenir? Neden bir profesör veganlığı benimseyenler için “beyinsiz” ifadesiyle birlikte şiddet içeren
yorumlar yapar? Canlı hayvan ticaretiyle ortaya çıkan et gerçeği neden gözardı edilir? Şarbon hastalığı Neden yayıldı? Konuşulmaz. Sağlık açısından hayvansal ürünlerin sakıncası neden anlatılmaz? Neden veganlığın içeriği akademik, felsefi ve ahlaki yönüyle açıklanmaz. Tüm bunları düşündüğümüzde toplumun içinde gittikçe büyüyen bir çürümenin varlığı dikkat çekmektedir. Verdiğimiz örnekler bizleri düşündürüp gelecek için kaygılandırmalı. Sığınmacı olarak gelenler, eğitimsiz kesim bir Toplum içinde değerlendirildiğinde en zararlı bölümü oluştursa da kültürlü dediklerimiz de de pek değişen birşey olmadığını görüyoruz. Nereye kadar gidecek bu şekilde? İşte cevap açısından bizleri karamsarlığa, ümitsizliğe iten durumda bu. Toplumun aydın olarak nitelendirdiğimiz kesimi konuşmamayı tercih ediyorsa, konuşsa da dikkate alınmıyorsa biz neler yapabiliriz? Haklarımızı bilmeliyiz, bilinçli oy vermeliyiz ve en önemlisi tepki göstermeliyiz. Örgütlenerek doğru bir yolda ilerlersek elde edebileceğimiz farkındalık bize ciddi anlamda katkı sağlayacaktır. Tüm bunları kanunlar çerçevesinde yılmadan usanmadan devamlılık esasıyla uygulamalıyız. Bir tane ülkemiz,bir tane özgürlüğümüz var. Herbir kayıp geri dönüşü olmayan daha büyük kayıplara neden olmakta. Değerlerimize sahip çıkalım, geri dönüş olmayacak…

Önceki

Bakan'a göre 3'üncü Havalimanı inşaatında 30 iş cinayeti yaşandı

Sonraki

Ahmet Kural'ın ifadesi ortaya çıktı