HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın davası Ankara’da başladı.

 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara’da başladı. Demirtaş bir önceki duruşma mazeret bildirerek, katılmamıştı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Demirtaş, SEGBİS yöntemiyle katıldı. SEGBİS ile savunma yapmak zorundayım diyen Demirtaş “Ankara’ya gidiş gelişlerimiz 24 saat sürebiliyor. Bu tür bir seyahate sağlık durumum uygun olmadığı için, duruşmaya mecburen SEGBİS ile çıkmayı kabul ettim. Kayda geçsin diye belirtiyorum.” ifadelerini kullandı.

Demirtaş savunmasına 24 Haziran seçimleriyle devam etti; “24 Haziran seçimleri, yargılandığım bu dava üzerinde çok büyük bir algı operasyonun yapıldığı, yargı sürecine açık bir müdahalenin gerçekleştiği bir kampanya şeklinde geçti. Bunu, bütün delilleriyle dosyaya sunacağız. 24 Haziran seçimlerinde, anlatmama gerek bile olmayacak şekilde siz mahkeme heyetinin önünde algı operasyonları yapıldı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan bazen günde 3 defa, bazen 5 defa beni suçlu ilan ettiler. Siz mahkeme heyetinin göreceği, duyacağı şekilde.”

Mahkeme heyetine seslenen Demirtaş “Partim beni Cumhurbaşkanı adayı gösterdi, avukatlarım da tahliye başvurusunda bulundu. İkiye karşı bir oyla tutuklu kalmam kararı verdiniz. Siz beni serbest bırakıp seçim akşamı yine tutuklayabilirdiniz. Kaçacak halim yoktu. Cumhurbaşkanı adayı olarak partimi, halkın umutlarını bırakıp kaçacak değilim.” ifadelerini kullandı.

Demirtaş savunmasına şöyle devam etti;

Kaçacak olsaydım defalarca fırsatım oldu, kaçmadım. Tutuklanacağımı bile bile yurt dışından geldim. Ama siz [mahkeme heyeti], bir Cumhurbaşkanı adayının içeride kalması kararını verdiniz. Bir aday -mevcut Cumhurbaşkanı- devletin bütün olanaklarını kullanarak kampanya yürütürken, her gün 3-5 miting yaparken ben içeride tweet atmak zorunda kaldım. Bunun nedeni mahkeme heyetidir. Her ne kadar yargı üzerinde ağır baskı olduğunu bilsem de mahkemenizin, yargının onurunu ve milletin iradesini koruyacak bir tutum sergileyeceğine inanmıştım ama maalesef tutukluğumun devamına karar verdiniz.

Avukatlarım, Anayasa Mahkemesine (AYM) başvuru yaptı. AYM, seçimlerin üzerinden 4 ay geçmiş olmasına rağmen halen başvurumu ele almış değil. Durum bu kadar vahim, bu kadar içler acısı. Seçim oldu bitti, AYM benim dosyamı incelemeye bile almadı.

Halkı savundum, ezilenleri savundum. Bazı muhalefet partileri ekonomik kriz aniden gelmiş diye düşünüyorlar, hayır. Ekonomik kriz bağırıyordu. Şimdi muhalefet partileri “Aynı gemideyiz” diyorlar. Ben de Cumhurbaşkanı adayıydım. Aynı gemide değilim ben. Ben ezilenlerin, yoksulların gemisindeyim. Ben talancıların, rüşvetçilerin gemisinde değilim. Aynı gemide değiliz. Asıl bu ülkenin rantçıları başka bir gemidedir ve lükstür onların gemisi. Onlar batmayacaklar. O nedenle aynı gemide değiliz.

Bunları anlatabilseydim 24 Haziran seçimlerinin sonucu farklı olurdu. Seçimin en büyük hilesi, benim içeride tutulmamdır. Ben dışarıda olsaydım sonuçlar farklı olacaktı.

 

Önceki

Suriye Türkiye'ye şart koştu: Çekilin!

Sonraki

Çorlu tren faciasında ismi duyulmamış sorumlular