IŞİD’li olduğu söylenen Servet Koç’un gazete dağıtımcısı Kadri Bağdu cinayetini anlattığı videolara ve yazışmalar ortaya çıktı.

 

Mezopotamya Ajansı’ndan Hamdullah Kesen’in haberine göre; Adana’nın Seyhan ilçesi Şakirpaşa semti Ova mahallesinde 14 Ekim 2014 tarihinde bisikletiyle gazete dağıtımı yaptığı sırada silahlı saldırıya uğrayan gazeteci Kadri Bağdu cinayetini anlatan İŞİD’li Servet Koç’un görüntü ve yazışmalarına ulaşıldı.

23 Temmuz 2016 tarihinde sosyal medya hesabı Facebook üzerinden Bağdu’nun oğlu Ferhat Bağdu’yla iletişime geçen DAİŞ’li Servet Koç, Bağdu ve Adana’da işledikleri diğer cinayetleri itiraf etti. DAİŞ’in Adana’da işlediği Kadri Bağdu, Yusuf Gülderen ve Ahmet Albay cinayetlerinin nasıl gerçekleştiğini anlatan Koç, Bağdu cinayetinde kullanılan motosikletin Murat Bulanık’a ait olduğunu, silahı da Ağrılı Cumali isimli kişinin getirdiğini, kullanılan silahın Bulanık’ın evinde yanlışlıkla patladığını, eğer tadilattan geçirilmemişse odanın içinde izinin olabileceğini aktardı.

IŞİD’li Koç, 25 Temmuz’da Bağdu’nun oğlu Ferhat Bağdu’ya Facebook hesabından üç parça halinde çekilmiş kendi görüntüsünü göndererek, Bağdu cinayetiyle ilgili bilgi verdi. Gönderdiği her bir videosu 2 dakika 54 saniye olan İŞİD’li Koç, Suriye’den çekip gönderdiğini söylediği ilk videosunda şunları anlattı:

“Buradan Bağdu ve Güldiren ailesine sesleniyorum. Biz Kobane eylemlerinde bir ekiptik. Bizim ekibimizin başında da Murat Bulanık ve Barış Tekçe vardı. Bunlar suçu Talip’in (Güler) üstüne atmışlar. Talip’in hiçbir suçu ve alakası yok. Yusuf Güldiren’i (Gülderen), ben, Barış Tekçe, Taner, Selahattin ve Coşkun (Yalçın) diye birisi Alevi Şakirpaşa’da oturuyor. Bunların soyadlarını tam bilmiyorum. O gece hep beraberdik. Yusuf Güldiren’i vurduk. Bizde baya silahlar vardı. Şakirpaşa’da gelen kalabalığı tarayacaktık. O anda Yusuf Güldiren geçerken Allah’a küfür ettiği için biz onu vurduk, Barış Tekçe’nin emriyle.

Biz sürekli Murat Bulanık’ın evinde toplanıyorduk; Bahçeşehir’de babası Mahmut’un evinde, Ceylan Marketinin hemen arkasında Ceylan Apartmanında oturuyor. Murat bize silah tahsis ederdi, araç tahsis ederdi, benim de aracım vardı. Biz o olaylarda sürekli o arabalara binip devriye atardık. Ne yapabiliriz, kimi vurabiliriz, kimi öldürebiliriz? O gece Murat bir liste yaptı. Dedi ki; ‘Şakirpaşa’da önce vuracağımız kişiler bunlar.’ İlk önce Kadri Bağdu’yu yazdı. Ben bunları bilmiyordum, Kadri kim? ‘Simo’ diye birisi diyorlardı, meğer o da oğlu İsmail Bağdu’ymuş (Ferhat Bağdu’ya ailesi İsmail diyor). Kahveci Temel (Bağdu’nun akrabası Temel Bağdu) dedikleri biri vardı, Mizgin (Bağdu’nun kızı) var. Ben bunların hiçbirini hayatımda ne gördüm ne tanıyorum. Ben zaten az bir süre Adana’da kaldım, 6-7 ay Adana’da kaldıktan sonra Suriye’ye geçtim.

O gece bu (Murat) o isimleri yazarken bize silah da getirdi. İki tane bu silahtan getirdi (yanında bulundurduğu uzi’yi eliyle göstererek). Bir tane tabanca getirdi. Orda Mehmet adında biri vardı, Alınteri Kebap’ın sahibiydi; o da bir kaleşnikof getirdi o gece. Murat bir silah getirdi. 7-8 tane pompalı tüfek getirdi, bir tane 7.65 tabanca getirdi. O gece isim falan yazıyorlardı, işte şöyle yapacağız, her yerden ses getireceğiz, diğer Kiremithanedeki ekiplerle konuşuyorduk.”

Önceki

Aylin Aslım'dan 'uydurma' tepkisi

Sonraki

29 Ekim’i anlamak... Ayşem Özleyiş Oğuz YAZDI